AK BİLDİĞİMİZ YETERİNCE AK DEĞİLSE KARA BİLDİĞİMİZ AK DEMEK MİDİR?

ak partitti

SADE VATANDAŞ YAZDI

İnsan algısı her zaman bizim bildiğimiz şekilde çalışmaz. Yani insanları bir şeye ikna etmenin veya bir tarafa yönlendirmenin yolu savunduğunuz şeyin doğruluğunu ispat etmek değildir. Mesela karşı tezin yanlış olduğuna ikna eder, ya da onu öyle görmelerini sağlarsanız insanlar refleks olarak diğerine yönelir. Bunun en büyük örneği; okullarda münazara dersi işlenirken, yoğurt siyah mı beyaz mı tartışması başlatılır. Zor olan taraftaysanız yoğurdun siyah olduğunu günlerce anlatsanız da kimseyi ikna edemezsiniz. Böyle bir durumda bütün planınızı yoğurdun aslında beyaz olmadığına ikna etme üzerine kurmalısınız. Eğer dinleyenlerin aklında bu konuda en ufak bir şüphe oluşturmayı başarırsanız arkası kendiliğinden gelir.
Bu yöntemler sadece masumca okul münazaralarında kullanılmaz. Uluslararası alanlarda ve savaşlarda halkları, kitleleri yönlendirmek için de kullanılır. Karşınızda savaş meydanlarında yenemeyeceğiniz kadar sizden güçlü bir ülke varsa bu ne kadar güçlü olursa olsun bu ülkenin içinde bir iç kargaşa çıkarırsanız, onu rahatlıkla yenebilirsiniz. Ya da başından beri bu taktiği uygularsanız rakiplerinizin asla karşınıza çıkacak kadar güçlenmesine müsaade etmezsiniz. Savaşı savaşmadan kazanırsınız. Bu faaliyetlerin tamamına gayri nizami harp denir. Tamamı yasadışıdır. Ahlaki ve etik değildir. Ülkelerin istihbarat birimleri bu işi yapar. Adeta bu faaliyetlerin yasallaşmış şeklidir.
Bunun genel adı asimetrik savaştır ve uluslararası alanda kabul görmüş belirli yöntemleri vardır. Mesela beşinci kol bunlardan biridir. Daha çok ortada sıcak savaş yokken uygulanır. Nedir bu beşinci kol? Çöpçüden, devlet başkanına kadar herkes beşinci kol için faaliyet gösterebilir.
Beşinci kolun elemanları:
1- Özel olarak yetiştirilmişler: (ekibin beyin takımıdır)
2- Bilim zümresi, sanatçılar, film yıldızları: (daimi görevli değillerdir, daha çok görünen yönlerinin altında başka görev için ülkeye sokulmuşlardır.)
3- Yerli unsurlar: (farklı ideolojiyi benimsemiş, ya da devletin yaptıklarından hoşlanmayanlar.)
4- Çıkarcı kesim: (para için her şeyi yapabilenler. O ülkenin maddi kaynakları piyasası bunlara peşkeş çekilir onlar da sadakatle hizmet ederler.)
5- Hiç bilmeyerek alet olanlar;
Çalışma şekli ve faaliyet alanları: Beşinci kol insan psikolojisini ve sosyolojiyi çok iyi bilir. Her şeyi bunun üzerine planlar.
Medya; (Ülkeye genel ahlakı bozucu ve kültür seviyesini düşüren her türlü faaliyet ve propaganda.)
Moda; (özenti, israf, lüks ve buna bağlı gelişen suiistimaller zinciri.)
Ekonomi; (İnsanları kolay para kazanmaya teşvik, Şans oyunlarını, kumar, yolsuzluklar, rüşvet.)
Boş bir gençlik yaratmak; (Uyuşturucu, fuhuş, içki v.s. eğlenceler.) Dürüst kavramların yerini; dolandırıcılık, zevk ve eğlence almışsa hedefe ulaşılmış demektir.
Terör, anarşi ya da eylemsizlik; (ırk, din ve mezhep ayrımcılığı)
Temel amaç normal işlemeyen bir yönetim oluşturarak psikolojisi bozuk bir toplum yaratmaktır ve asla boş durmaz bir plan deşifre olduğunda veya işe yaramadığında hemen altenatifi devreye sokulur. Çoğu zaman boşa çıkma ihtimaline karşılık alternatif planlar hazır olarak faaliyet başlatılır. Ya da bir planın başarıya ulaşması için diğer plan feda edilir. Toplumu ayakta tutan milli ve manevi değerler kötülemek yerine, aksine başlangıçta onu savunan oluşumlar oluşturulup sonra da onlara affedilmez hatalar yaptırılarak onlara olan güven duygusu sarsılır.
Hedef toplum tarafından doğal olarak geliştiği sanılan bu faaliyetler aslında perde arkasında tamamen planlı bir şekilde birileri tarafından idare edilmektedir. Çoğu zaman birbirine zıt görüşte ve birbirinin alternatifi olarak görüne guruplar bile aynı gücün unsurlarıdır. Mesela dine karşı olan gurup ta, dini savunanların peşinden gittiği gurupta aynı gücün alt birimleri olabilir.
Yakın tarihimizde buna maruz kalmadığımızı iddia etmek bir o kadar ahmaklık olur. En bilinen örneği ile 28 Şubat öncesi süreç bunun bir örneğidir. Bir taraf dine karşı dururken, diğer tarafta dini savunuyor gibi görünen fakat milletin bu hassasiyetini suiistimal ederek din adına başka şeyleri din diye dayatıp halkı dinden soğutan aktörler her türüyle devreye girmişti. (hatırlayın; din diye kafasına şiş çakanlardan tutunda meczup gibi ortada gezenlere kadar her türlüsü mevcuttu) Bu aktörler kendi içinde katı hiyerarşi içinde ve planlı olarak hareket ederler. Bu yapının unsurlarının her birinin başında beyin takımından sadece bir veya iki kişi bulunur. Bunların bir kısmı kısa vadeli ve harcanacak unsurlarken bir kısmı uzun vadelidir. Ama hiç birisi kalıcı değildir. Vakti geldiğinde daha mükemmel olan yeni planlar devreye gireceği zaman ipi çekilir, onu ayakta tutan arkasındaki güç desteği çekilir ve peşindeki hiç bilmeden alet olanlar için deliğe süpürme operasyonları düzenlenir. Bütün bunları yaşayan hedef toplum, oluşturulan bu paradoks içinde dolanır durur.
Bu içinden çıkılmaz sarmal yaşanırken, zaten bu tür bir desteği arkasına almayan hiçbir gurup varlık gösteremez. Bu tür oyunların hedefi olmamanın tek yolu güçlü olmaktır. Her alanda güçlü bir ülke değilseniz bu tür saldırıların hedefi olmaktan da kurtulamazsınız. Halk olarak bu oyunlara alet olmamak, asimetrik savaşın saldırılarına hedef olmamak için olaylara bu gözlükle bakmak gerekir. Mesela yıllardır güvenip peşinden gittiğiniz bir oluşumun içinden kötü kokular gelmeye başladığında onu o kötü kokunun geldiği yeri ayıklayıp yoluna devam etmek gerekir. Yanlışını eleştirmeden aptalca savunmak büyük hata olduğu gibi, bu da kötü çıktı hadi bütün yaptıklarını unutup o eskiye dönelim mantığı sizi hedef tahtası yapar. 28 Şubat sürecinden sonra sarıldığımız dalların ak pak olmaması eskilerin kabahatini unutturup onların aslında ak olduğu anlamına gelmiyor. Son zamanlarda yaşadıklarımızla beraber medyada böyle bir rüzgâr estiriliyor.
Bu süreçte sadece o dönemde yaşadıklarımızı unutmamak doğru kara vermemiz için yeterli olacaktır.
Diye düşünüyorum ben.
Bu gözlükten bakarak aklıselimle, neyin doğru neyin yanlış olduğuna, eğer doğru yoksa bile hangisinin daha az yanlış daha çok doğru olduğuna siz karar verin.

Top