BİZ KİMİZ?

islamci

Yaşadığımız dünyada “biz” den başkasına tahammülümüz yok. O kadar çok kendimizi çok seviyoruz ki, o kadar kendimizi beğenmişiz ki farklılıklar bizim için bir anlam ifade etmiyor. Aslında ediyor. Bizim; kimliğimiz dışındaki kimlikler bizim için hep tehdit, düşman ya da küçümseme öğesi olmuş. Peki biz kimiz ?

Hrant’ı andık geçtiğimiz günlerde. Onun katili Samast’ı temsilen bazı trafik polislerinin beyaz bere takmasına rağmen andık barış güvercinini. Hani yedi sene önce katledilen, devletin ve toplumun sırf –Ermeni- diye sustuğu Gazeteci Hrant Dink. Hani şu sen nerelisin? diye sorduklarında  “Malatyalıyım” cevabını veren gazeteci. Yaranamaz kimseye Hrant. Nasıl Yaransın? Doğarken yanlış doğmuş. Ermeni olarak doğulur mu bu topraklarda? Neden “Türk” kimliğini seçmedi doğarken? Herkes Türk kimliğini; egemen kimliği seçerken o neden Ermeni olarak doğdu? Bir insanın öldürülmesine sesimizin çıkması için de onun kimliği önemlidir bu memlekette. Şayet Ermeni ise haktır, revadır ona. Bir insana küfür etmek yerine “ermeni tohumu” demek daha etkili olur bizim için. Nitekim “Ermeni” kelimesi bir çeşit küfürdür.

Ötekileştirmeye Kürtlerle devam ederiz tabii. Ülkenin gayrimüslimlerinden sonraki en önemli iç tehditlerinden biridir bu vatandaşlar. Önce varlıklarını reddettik, olamaz dedik, dağda yaşayan ilkel insanlar dedik. Sonra ‘tanıdık’ve bu kez de asimile etmeye çalıştık. Yine olmadı asimile edemediğimiz vatandaşları toplum olarak dışladık, küçümsedik ya da ezdik. Kendilerini ezdik, dillerini ezdik. Bozuk insanlardır Kürtler konuştukları dil gibi.Yeri geldimi “biz kardeşiz” deriz yeri geldi mi “Kürtlere kız vermeyiz” deriz. Nabza göre şerbet veririz. “Türk-Kürt” kardeş deriz ama kardeşimizi kendimize yakıştırmayız. Hak istemeye gelince hain ilan ederiz. “Elhamdülillah Müslümanım” deriz ama “Biz sizleri farklı kavimler olarak yarattık, tanışıp kaynaşınız” ayetini unuturuz. Dindarız diye geçiniriz. “Et ile tırnak gibiyiz” deriz ama ayırarak, kendimizi üstün görerek veya yaftalayarak o tırnağı keseriz biz. Daha sonra kardeşlik sözlerimize insanların inanmasını bekleriz. Kürtçe “Bu yemini Türk ve Kürt Halklarının kardeşliği için ediyorum” diyenleri hapishanelere atarak, terörist diyerek bekleriz hem de.. Çok bekleriz…

Aleviler.. En çok ezdiklerimiz. Onlar da tehlikelidir. Çünkü bizim inancımızdan değiller. Namaz kılmazlar. İbadet şekilleri farklıdır. Bizim kabul etmediğimiz ibadethaneler terör yuvasıdır. Allahü ekber diyerek diri diri yaktıklarımız. Yapılan zulme sessiz kalarak bir değil bin kere öldürdüğümüz insanlar. İnançlarımıza saygı beklerken inançlarıyla “mum söndü” esprileriyle ahlaksızca dalga geçtiğimiz insanlar. Aleviliği Alevilere öğretecek kadar bilgili insanlarız. Çeşitli projelerle Sünni kimliğimiz içinde eritmeye; asimile etmeye çalışırız. Çünkü tek kimliğimiz olmalıdır.

Ve çingeneler yani romanlar. En çok ötekileştirdiklerimizden. Genellikle hırsızlık konularında aklımıza gelirler. Çalınan bir şey varsa çalan kişinin kimliği az çok bellidir bizim için. Pislerdir, hırsızlardır bizim için. Kimliklerini bile tanımayız. Türkiye yetmişiki buçuk milletten oluşur deriz, buçuk millet olarak romanları gösteriririz. Biri yüzsüzlük yaptığında “Çingenelik yapma” deriz. Dibine kadar ötekileştiririz.

Liste Yahudiler, Lazlar, Süryaniler olarak sürüp gider. Toplumun çoğu kesimini ötekileştirdik. Peki biz kimiz? Nefret ede ede, ettire ettire ne kazandık, ne kazandırdık bu ülkeye? Vatanseverliğimiz nefret tohumları ekmekten mi geçiyor? Umarım Devletin bekasını ayrımcılığı körükleyerek sağlayamayacağımızın farkına varırız. Duygusal açıdan bölündük. Fiili olarak bölünmemek için toplumsal barışı bir an önce gerçekleştirmeliyiz. Her şey önce biz kimiz? Ne istiyoruz? sorularını kendimize sorup, cevabını aramakla işe başlayacağız. Birbirimizin kimliklerini tehdit olarak değil zenginlik olarak gördükten sonra barış gelecek. Bizden olmayanının hakkına saygı duymakla beraber, bizden olmayana destek olarak getireceğiz kardeşliği. Böylelikle laf olsun diye söylenen bir söz olarak kalmayacak kardeşlik de. Barışı ve kardeşliği, nefreti öğrenen insanlara sevgiyi öğreterek getireceğiz. Umarım çok geç olmadan başarılı oluruz.. Çok geç olmadan…

 

 

Top