Gülen’in mektubu bir pazarlık ve sulh çağrısıdır

cemkucukdekupee2110f0c

CEM KÜÇÜK YAZDI

Bu saatten sonra barış olmaz!

Demokratlarla vesayete bel bağlamış olanların verdiği mücadele son sürat devam ediyor. Türkiye’ye rüşvet ve yolsuzluk adı altında diz çöktürüp Erdoğan’ı tutuklamak isteyenler kendi hegemonyalarını sağlayana kadar mücadele etmeye kararlı görünüyorlardı. Ta ki Fethullah Gülen’in yazdığı mektuba kadar.

Emniyet ve yargıdaki uzantılarıyla siyaseti kilitlemek isteyenler devletin gerçek gücünü görünce yavaş yavaş geri adım atmaya başladılar. Kim ne derse desin, kim ne yorumda bulunursa bulunsun Gülen’in mektubu bir pazarlık ve sulh çağrısıdır. Cemaatin yayın organları ve sosyal medyadaki temsilcileri, ‘Yok pazarlık değil de, yok Başbakan’a yazılmadı da…’ deyip duruyorlar. Niçin Fethullah Gülen’in her dediği ya da yazdığı en az on kere yorumlanıyor. Gülen’in ettiği beddua için de bir sürü tevil yoluna gittiler. Şimdi aynı şeyi bu mektup için diyorlar. Gerçi Gülen aynı şeyi emniyet ve yargıdaki kişiler için de söyledi.

Yargı ve emniyette bu tür yapılanmaların Gülen cemaatiyle değil kimlerle bağlantısı var merak ediyorum. Gülen hem bu kişilerle ilgim yoktur diyor ama medyası rüşvet ve yolsuzluk adı altındaki 17 Aralık darbe girişimine sonuna kadar sahip çıkıyor. Yargı mensupları görevini yapsın deniliyor ama sivil siyaset çağrısı yapmıyor.

Aslında herkes neyin ne olduğunu biliyor. Cemaatin bu tür PR çalışmalarında hiç kimse Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın eline su dökemez. Bu vakfı ben henüz anlamış değilim. Taraf Gazetesi 2004 yılına ait MGK belgesini yayınlamadan önce GYV bazı gazetecileri çağırıp onlarla görüşmelerde bulundu. Buna görüşme mi yoksa GYV’nin destek isteği mi tam anlamış değilim. Ancak bu toplantılara katılan demokrat gazeteciler zaten gerekenleri söylemişler.

Öte yandan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı kendileri haklarında yazı yazanları da bugünlerde hemen arıyorlar. Bu işi şimdilik götüren Mustafa Yeşil. Hemen her gün bazı kıymetli gazeteci arkadaşlarımızı arayan Mustafa Yeşil galiba panikte. Kendisine buradan söyleyeyim, insanları bu tür telefonlarla yıldırmaya çalışmak doğru bir taktik değil. Siz eleştirilmez değilsiniz. İnsanları vakfınıza çağırıyorsunuz, destek istiyorsunuz. Size, ‘İyi ama, Mehmet Baransu, Emre Uslu, Önder Aytaç gibi isimlere ne diyeceksiniz?’ diye sorulduğunda, ‘Onlar bizi temsil etmez, bizimle ilgisi yok diyorsunuz.’ Ama Başbakan’a ahlaksız, çakal diyen yazıları twitterda öve öve bitiremiyorsunuz Sayın Yeşil.

Madem ilginiz yok, ne diye Başbakan’a hakaret eden yazıları övüyorsunuz? Onu da geçtim, yargının son 20 gündür verdiği kararlarla ilgili tek satır etmiyorsunuz. Yakup Köse kardeşimizin kararını onaylayan Yargıtay 9. Ceza Dairesi’ne eleştirel bir yaklaşımda bulunmuyorsunuz. Bunu da geçtim devletin emniyetteki yer değiştirmelerini eleştiriyorsunuz ve bunu sanki kendinize yönelik bir operasyonmuş gibi lanse ediyorsunuz. Eğer emniyet ve yargıdaki bu isimlerle bir ilginiz yoksa niye koruyup kolluyorsunuz?

Mesela Hanefi Avcı davası hakkında ne diyorsunuz? ‘Beni cemaat tutuklattı, Başbakan değil’ diyen Nedim Şener’e hiç kulak verdiniz mi? ABD’de son 100 yılda 14 casus çıkarken, sadece İzmir’deki davada 375 casusu nasıl yorumluyorsunuz? Şimdi diyeceksiniz ki, varsa bir hukuksuzluk yargıya gidilsin. İyi de hangi yargıya gidilsin? Nedim Şener savcılar hakkında kaç kere dilekçe vermiş ama aradan 2 yıl geçmesine rağmen HSYK hiç işlem yapmamış.

Size ait bir kanaldaki dizide başta şahsım olmak üzere en az beş gazeteci arkadaşımız hakkında ağır ithamlarda bulunuluyor. Bizleri MİT’in, İran’ın adamı olmakla itham ediyorlar. Sayın Hakan Fidan için kılcallardaki adamımız deniyor. Başbakan’a iftiralar atılıyor. Acaba bu dizinin senaryosunu yazanlarla vakfınızın bir bağlantısı var mı?

Bu diziyi niçin kınamıyorsunuz Sayın Yeşil? Hoşgörü, diyalog bu mu? Sizi haklı veya haksız eleştirenleri tefe koymak, itibarsızlaştırmaya çalışmak, onları yıldırmak hoşgörü ve diyalog diyenlerin mottosu olabilir mi? Ya da size yakın bazı dershanelerde Başbakan ve Erdoğan hakkında kara propaganda yapıldığı iddiaları var. Bunları hiç soruşturdunuz mu?

İnsanlar sizin gibi düşünmüyor diye insanları yıldırmaya çalışmak hoş bir şey değildir. Demokrasi ve insan hakları diyenler sivil siyasetin, seçilmişlerin yanında olmalıdır. Vesayeti savunmak, bürokratlara bel bağlamak akıl karı değildir. Dolayısıyla bu tür mektuplar da bir işe yaramaz.

Devlet artık önümüzdeki süreçte yasal düzenlemelerle bu darbeci, cuntacı kliği boşa çıkaracaktır. Seçilmiş, meşru hükümete meydan okuyanlar er ya da yargı önüne çıkartılacaklar. Bu arada başta Ergenekon ve Balyoz olmak üzere haksızlık yapılan bazı davalar yeniden görülebilir. CMUK’ta değişiklikler olacak. 28 Şubat’ta haksız bir şekilde yargılanıp ceza alanlarının mağduriyetleri giderilecek.

Artık bu saatten sonra barış olmaz. Hükümet kendi meşruiyetini sorgulayan bu yapı için gerekeni yapmalıdır, yapacaktır da. Cuntanın bütün unsurlarından da tek tek hesap sorulacak. Aslında bu 7 Şubat’tan hemen sonra yapılmalıydı. En azından bu süreçte cuntanın bütün unsurlarını daha iyi gördük. Ya demokrasi kazanacak ya demokrasi! Başka çare yok!

Top