POSTMEDYA: ERDOĞAN’A VE YANDAŞ MEDYASINA SORUYORUZ

ERDOĞAN YA

POSTMEDYA

 

Türkiye tarihinin en büyük yolsuzluk skandalının ortaya çıkarıldığı gün olan 17 Aralık’tan bu yana Başbakan Tayyip Erdoğan, müthiş bir komplo teorisyenliği çalışması yürütüyor. Bir yandan ayakkabı kutularındaki milyon dolarları masumlaştırmaya çalışırken diğer yandan da yolsuzluk operasyonu yapan polis ve savcıları, “Dış güçlerin piyonu, darbeci, komplocu”ithamlarıyla suçluyor. Erdoğan’a göre bu bir yolsuzluk operasyonu değil, ABD ve İsrail gibi dış mihrakların AKP’yi ve kendisini devirmek için kurguladığı bir darbe girişimi! Yıldıray Oğur’un deyimiyle tam anlamıyla “Komplofil Başbakan” olayı ile karşı karşıyayız. (http://www.postmedya.com/iste-bizim-inin-koordinatlari-91839h.htm)

Erdoğan, Uludere’de 34 vatandaşımızın savaş uçakları tarafından bombalanarak hayatlarını kaybettikleri olaydan bu yana karşılaştığı her sıkıntıda aynı nakaratı tekrar ediyor:“Dış güçlerin AKP’yi yıpratma ve bitirme operasyonu!” Hâlbuki Erdoğan, Hilal Kaplan’ın da “AKP’nin yapması gereken “Bizi yıpratmaya çalışıyorlar” diye yakınmak değil; kendi kendini yanlışlara, haksızlıklara, zulümlere sahip çıkarak yıpratmamaktır” sözleriyle ifade ettiği gibi, “dış mihrak sendromuna” kapılmak ve“AKP’yi yıpratmak istiyorlar” demek yerine, kendi kendini yanlışlara, haksızlıklara, zulümlere sahip çıkarak yıpratmasa, bu sıkıntıların hiçbiri meydana gelmez. (http://www.postmedya.com/akpyi-yipratmak-istiyorlar-argumaninin-orduyu-yipratmak-istiyorlardan-farki-nedi-91879h.htm )

Ancak Erdoğan ve AKP iktidarı dönemindeki kazanımlarını kaybetmekten korkan ‘kraldan çok kralcı’ yandaş medyası, gerçeklerle yüzleşmek ve hesaplaşmak istemiyor. Yeni Şafak gibi son 2 yılda manşetten birçok yolsuzluk iddiasında bulunan ve hatta 17 Aralık operasyonunun konusu olan usulsüzlükleri 13 Ekim tarihindan “TÜRK-LEAKS” diyerek manşetten yayınlayan gazeteler de, can simidi olarak ‘dış güçler’ savunmasına sığınıyorlar. Erdoğan ve yandaş medyası tam gaz, Cemaatle ilişkilendirdikleri polis, savcı ve hakimleri,“ABD ve İsrail’in emrinde hareket eden darbeci bir güruh” olarak yansıtmaya çalışıyor. Bu iddialara karşın bizim de aklımıza bazı sorular geliyor!

Madem soruşturmayı yürüten polis ve savcı ile yargılamayı yapan hâkimler, suçu tespit eden MASAK ve bunların üyesi olduğunu iddia ettiğiniz Cemaat, “ABD ve İsrail’in emrinde hareket eden darbeci bir güruh”; öyleyse lütfen şu sorulara cevap verin!

1. Sayın Başbakan, Cemaati devletin ve toplumun her kademesinden tasfiye etmeyi biliyorsunuz! Peki neden sizi darbeyle devirmeye çalışan ABD’ye nota vermiyor, sıkı dostunuz olan ve daha geçen Mayıs ayında birlikte samimi pozlar verdiğiniz ABD Başkanı Barack Obama’ya tepkilerinizi iletmiyorsunuz?

2. Neden bu uluslararası darbe girişimi ile ilgili olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni acil toplantıya çağırmıyorsunuz?

3. Neden hala İsrail’le Mavi Marmara için tazminat ve ilişkileri geliştirme müzakerelerini sürdürüyorsunuz? Üç kuruşluk tazminatın, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nindevirmeye çalışmanın yanında lafı mı olur, neden tekmeyi basıp müzakere masasından kalkmıyorsunuz?

4. Neden sizi devirmeye çalışan uluslararası mihrakların silahlı gücü olan NATO’dan ayrılmıyorsunuz?

5. Neden NATO ve BM bünyesinde, Afganistan’a ve Lübnan’a gönderdiğiniz Türk askerini geri çağırmıyorsunuz?

6. Neden en az Esed kadar zalim olan bu dış güçleri, Esed’e karşı operasyon yapmaları için ikna etmeye çalışıyorsunuz?

7. Neden sizi Cemaatle ittifak ederek devirmeye çalışan dış güçlerin en önemli örgütlerinden biri olan Avrupa Birliği’ne üyelik müracaatınızı geri çekmiyorsunuz?

8. Sayın Başbakan! Neden onlarca kez gururla ifade ettiğiniz Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanlığı görevinizden istifa etmiyorsunuz?

Ve son soru:

9. Sayın Başbakan, Amerikan Musevi Komitesi’nin (American Jewish Committee-AJC) Üstün Cesaret Ödülü verdiği tek Müslüman lider olarak, neden bu ödülü sizi devirmek isteyenlere iade etmiyorsunuz?

AKP’nin sayın ‘komplofil’ yöneticileri, pek muhterem yandaş medya ve Sayın Başbakan!

Siz bu sorulara makul cevaplar verebiliyorsanız, söyleyin, dinleyelim.

Eğer cevabınız yoksa lütfen komplo teorilerinizle halkı uyutmaya çalışmayın, susun;

Hakikat konuşsun!

Zira siz isteseniz de istemeseniz de hakikatler konuşacak.

Bari itibarınızı tamamen yitirmeyin!

Top