TUTUKLULUK BİR ÖMÜR SÜRER, TUTUKLANMAK BİR DAKİKA

Bir şarkı vardı “sevmek bir ömür sürer sevişmek bir dakika” diye, konu sevgi ve aşk olunca aslında çok doğru ve sevdiğim bir şarkı. Fakat konu adalet ve yargı olunca, hele bir de yanlış anlaşılıp yanlış uygulanıyorsa pekte sevilesi bir durum ortaya çıkmıyor.

Son yıllarda dalga dalga gelen operasyonlar adeta yargı sistemimizde moda oldu. Alengirli biri isim buluyorsunuz, kimsenin anlayamayacağı ve bırakın karar vermeyi okuması bile birkaç sürecek çetrefilli bir iddianame ardından tutuklamalar, topla gelsin.  Yüzde yüz suçsuz bile olsanız yanlışlıkla bile alınmış olsanız sesinizi duyurup ta ben suçsuzum diyene kadar yıllar geçiyor.

Daha siz tutuklanmadan basılıp yayına hazır hale gelen, o günün tüm gazete ve internet sayfalarında boy boy hakkınızda çıkan haberlerde cabası. Suçsuz olduğunuzu ispat etseniz de o haberler silinmiyor. İş hayatınız, aile hayatınız ve size bağlı olanların mahvolan hayatları da işin katma değeri.  Bütün bunların üstüne iki dangalak çıkıyor suçsuzsan ne korkuyorsun ki nasıl olsa adalet yerini bulur diye açıklama yapıyor.

Ne mi korkuyoruz?  Suçsuz olduğumuz için korkuyoruz. Suçlu olsak niye korkalım ki işlemişim suçumu yatsam da umurumda değil. Yargı sistemimiz adam gibi çalışsa adalet olsa korkmam, zaten o zamanda suçsuzsam tutuklanmam. Dolayısıyla korkmama gerek yok. Fakat bu ülkede öyle bir yargı sistemi var ki, yanlışlıkla telefonu dinleyen adam, dinlenmesi gereken telefon numarasını girerken bir numarayı yanlış basarsa ve bu da hasbel kader sizin numaranıza denk gelirse yandı gülüm keten helva. Çık çıkabilirsen içeriden. Bu konuda bir değil birkaç defa yaşadıklarımı yazsam roman olur. Denemesi bedava bir kahve haneye gidin ya da bir otobüs durağında beklerken bu konudan bahsedin kaç tane mağdur çıkar karşınıza.

Sayın yetkililer bir şeyi yanlış anlıyor galiba biz halk olarak yargı hegemonyası değil adalet istiyoruz. Adalet demek delinin eline altı patları verip karşısındakileri titretmek değildir. Bırakın istemeyi, milletçe öyle bir hale geldik ki bu güne kadar hiçbir şeyden korkmadık yargıdan korktuğumuz kadar. Tabi bu korku suçsuzsanız geçerli eğer suçluysan korkma nasıl olsa sana sahip çıkan birileri olur. Bu kapıdan girer ötekinden çıkarsın. O yüzden suçu olan korkmuyor zaten.

Bir adalet sisteminde tutuklamak zor olması gerekirken ve bu her yerde yazıyorken bizde tutuklanmak bir saniye ama tutukluluk bir ömür sürüyor. Sanırım bizim, tatildeyken o eski şarkıyı dinleyen yargıçlarımız yanında ne içtilerse şarkıyı yanlış anlamışlar. Şarkı sözündeki sevmek ve sevişmek sözünün yargıdaki tutuklamak ve tutuklulukla olan eşleştirmesini yanlış yapmışlar. Biri ayık kafayla onlara doğruyu anlatırsa durum düzelir. Doğrusu uzun sürmesi gereken sevmek- takip, yani tutuklamadan önceki geçen araştırma süreci,  sevişmek- tutukluluk yani yakaladıktan sonra mahkemeye çıkma ve karar aşaması olmalı.

Diye düşünüyorum ben.       

Top